20 Temmuz 2015 Pazartesi

En fazla ilgini çekmiyor bırakıyorsun okumayı; ya da bırakmasan da bir şeyler öğreniyorsun mutlaka. 
Sana verebileceğinden daha fazla ilgi beklemiyorsun mesela. Beklemeyince gelmeyen ilgi de seni üzmüyor böylece. Sırtından da vurmuyor. Kendisine olan güvenini kırmıyor, yarı yolda yalnız başına bırakmıyor seni. Her ihtiyaç duyduğunda yanında oluyor, elini uzatman yeterli huzır bulmak için...
Yargılamıyor da seni. Beni okumadın, cümlelerimin altını çizmedin diye hesap sormuyor senden, tavır koymuyor, küsüp kırılmıyor sana.  Kitaplığında ona ihtiyaç duyacağın, eline alıp sayfalarında kaybolurken aslında kendini bulacağın zamanı sabırla bekliyor. Kendisine bir gün sığınacağından emin olduğundan belki de...
Kullandığı kırıcı ifadelerle üzmüyor da seni. Yaralarına merhem olanları alınıyorsun üzerine, beğendiklerini not ediyorsun bir yere belki; ama diğerleri çok da ilgilendirmiyor seni. Bu yüzden "kadim dost" kategorisinde birinciliği kaptırmıyor kimseye.
Yaralarına merhem oluyor olmasına, dahası bunu sonrasında yüzüne vurmuyor. "Düştüğünde ayağa kaldırdım, yanındaydım hep. Ama sen nasıl karşılık verdin?" diye düşünmüyor. 
Belki de en önemlisi kendini yetersiz hissetmiyorsun onun karşısında. Sana ihtiyacı varken ona yetememekten korkmuyorsun. Derdine derman olamayacağım endişesi taşımıyorsun içinde. Onun üzerindeki yorgunluğu, kırgınlığı alamamak büyük korkun olmuyor. Hayatını biraz daha kolaylaştırabilmek, gözlerinin içini güldürebilmek... Bunları gerçekleştirememek geceleri kabusun olmuyor en azından. 
Senden beklenen sadece okumak kitabını. İçinden bir cümle ruhunda bir yere dokunduysa, hayatına girdiyse bir yerlerden ne mutlu hem sana hem ona.

Sözün özü kitap okumak lazım.
Çünkü sadece onlar kabul ediyor bizi olduğumuz gibi...

           Leyl~~

29 Kasım 2014 Cumartesi

Sonsuz Mavi




Şimdi bir deniz olsaydı,
Baksaydık uzaklardan...
Şaşırsaydık büyüklüğüne...



Yanına biraz daha yanaşıp,
Kokusunu ciğerlerimize doldursaydık .
Kıyılarında oturup, 
Deniz kokulu muhabbetler etseydik...



Bir daha hiç konuşmayacak gibi ,
Sussaydık... 
Dalgaların sesiyle ruhumuzu temizleyip,
Sonsuz mavide kaybolsaydık ...



1 Kasım 2014 Cumartesi

Şehirler Bilirim...


Şehirler bilirim
Tarlaları huzur, toprağı bereket kokan
Sıcaklığıyla  baş döndürüp
Rüzgarıyla kalpleri fetheden

Şehirler bilirim
Başını omzuna yaslayabileceğin
bir dost gibi
yaralarını kapatan merhem gibi
her düştüğünde ayağa kaldıran
seni hep koruyan abin, ablan gibi

şehirler bilirim
soğuktan buz tutan ellerini
bir kar güneşiyle ısıtan
aldığın her nefeste
varlığına şükrettiren

şehirler bilirim
parklarını, yollarını sana adamış
unutulmamak için
dağlarına kaleler, dallarına kuşlar kondurmuş

şehirler bilirim
bir şehirden başka bir şehre giderken uğranan
buna rağmen hiç sitem etmeyip
her geleni bağrına basan

şehirler bilirim
toprağında büyüyenleri
ana gibi sahiplenen
her gidişinde gözyaşıyla uğurlayıp
her gelişinde mutlulukla karşılayan
her zaman sabırla beklediği yollarını
güzel anılarla dolduran
bazen çocukluğuna bazen de ruhuna dokunan

şehirler bilirim
yaşanılası,görülesi, asla kopmamacasına sevilesi


ve unutulmayası şehirler…

~Song...

12 Ekim 2014 Pazar

Beklenen...

Karşılaşmak istiyorum artık seninle.
Bulmak istiyorum seni.
Beni bulmanı istiyorum.
Yolda yürürken aniden karşıma çık istiyorum mesela, ya da bir köşe başında.
Ama en çok da bir kitapçıda kitap alırken karşılaşmak istiyorum seninle. Seni de kitapları sevdiğim gibi sevmek istiyorum çünkü. Okuduğum her sayfa nasıl yeni ufuklar açıyor, yeni umut ve hayallere sürüklüyorsa beni,  sen de sürükle istiyorum. Okuduğum her kelimede bulduğum huzuru, gözlerinde bulmak istiyorum. Her sabah huzurla uyanmak, huzuru görmek istiyorum her an…
Sevdiğim bir kitabın kapağına dokunduğumda hissettiğim heyecanı elini tuttuğumda da yaşamak istiyorum. Ve hiç bitmesin istiyorum bu heyecan. Ne kitaplar eksik olsun elimden ne de ellerin…
Çok zevk aldığım, bitmesini istemediğim bir kitabın cümlelerini nasıl okuyorsam sindire sindire, tüm hücrelerimle; seni de öyle yaşamak istiyorum. Yaşadığımız, içinde sen olan her anın o cümleler gibi altını çizmek istiyorum, daha derinlerde daha sağlam yer etsin diye…
Çok istediğim ama arayıp da bulamadığım bir kitabı rafta gördüğüm zamanki sevinci getirmeni istiyorum hayatıma. Gözlerimdeki o mutluluğu bana kendi gözlerinden göstermeni ve seni de öyle mutlu görmeyi istiyorum. Anlarım varlığınla anlam kazansın ve hiç bitmesin o anlar istiyorum… Nasıl kitaplarım odamın en nadide köşesini kaplıyorsa, sen de hayatımın, kalbimin en nadide köşesine taht kur istiyorum…
Ya da bir kahve dükkanında kahve içerken karşılaşmak istiyorum seninle. Aynı kahveyi içmemiz değil önemli olan, aynı tadı, aynı keyfi alalım yeter bana. Kahvemden aldığım her yudumla içime dolan hazzı, kelimelerini duyduğum zaman da yaşamak istiyorum. Ruhuma, yüreğime dokunsun istiyorum kelimelerin, sesin… İçtiğim sert kahvenin bıraktığı acı tadı gülümsemen yok etsin istiyorum. Kahvenin yanında verilen çikolata gibi tat katmanı istiyorum hayatıma; güzellikler getirmeni, renklendirmeni, tatlandırmanı, acılarıma son vermeni belki de... Ama illa da sert olacaksa kahvem, alacaksam o acı tadı, yaşayacaksam hayatın o zor zamanlarını, o anlarda sığınağım ol istiyorum. O acı kahveyi seninle içmeyi, yanımda sen olduğun için o acıya katlanabilmeyi istiyorum.
Kısaca yanımda ol istiyorum.
Kitap okurken, kahve içerken; gülerken ya da ağlarken, müzik dinlerken veya izlerken bir filmi seninle olmak istiyorum. Sensizlik ağır geliyor artık, kaldıramıyorum.
Bir kitabın ortaya çıkması uzun sürer. Sancılı bekleyişler gerektirir. Ve umulmayan bir zamanda sözcükler dökülüverir birden kağıda… Kahve ise en iyi kısık ateşte pişirilirse verir o eşsiz aromasını. Sabırla beklemek gerekir tadına varmak için.
Sancılı bekleyişlerim son bulsun artık, kağıda dökülen cümleler gibi ummadığım zamanda çık karşıma. Sabırla kaynamasını bekler gibi kahvenin, seni beklediğim yıllar hatırına gel bana. Tatlandır hayatımı varlığınla…
Sessizliğime, sensizliğime son ver…
Karşılaşmak istiyorum artık seninle.
Bulmak istiyorum seni.
Beni bulmanı istiyorum.
Ya kaybolmuşken kitapların arasında ya da yudumlarken kahvemi yalnız bir masada…

ahminelask (SeungLover~~)

11 Eylül 2013 Çarşamba

AŞK NEYDİ ?..

Aşk neydi ?
Senle olmak mıydı ?
Ya da sensiz olmak mıydı ? 

Aşk neydi ? 
Gözlerine bakmak mıydı ? 
Ya da hasret kalmak mıydı bakışlara ? 

Aşk neydi ? 
Ateşe dokunmak mıydı ? 
Yoksa ateşte yok olmak mıydı ? 

Aşk neydi ? 
Suya dalmak mıydı ? 
Yoksa susuz kalmak mıydı ? 

Aşk neydi ? 
Gölgeler için de kaybolmak mıydı ? 
Ya da gölge olmak mıydı ? 

Aşk neydi? 
Takip etmek miydi ? 
Yoksa takip edilmek miydi ?

Söylesene aşk neydi ?!.
Neden vardı ?!.